14 Eylül 2016 Çarşamba

Klişe hareket yapan kızlar , kadınlar , bayanlar , hatunlar , zapzuplarrr



Klişelik üzerine uzmanlaşmış hanımlar .

Gülmelerinde , sevinmelerinde , sinirlenmelerinde , konuşmalarında yapmacıklık olan tüm insanlık .

Evet siz , tüm insanlık .

Veyahut sadece odaklandığım bayanlar .

Bu yazı sizin saçma sapan davranışlarınız için .

Evet hanımlar , sizlere sorum budur . Neden yapmacıksınız ? Neden yapmacık davranmaya çalışıyorsunuz ?

Bu sizi daha güzel , daha eğlenceli gösterdiğini mi sanıyorsunuz ?

Bir şarkıyı neden tekrarlıyorsunuz . Şarkıyı tekrar ediyorsunuz tamam da neden şarkıyı tekrar ederken birbirinizin gözlerine bakıp karşınızdakini kontrol ediyorsunuz . Ve ona sanki çok mutluymuş gibi gülücükler atıyorsunuz ?

ihi ihi , hahahah , aaaay çok güzel yaaağ .

Kendi aranızda , hemen bir ortak yön buluyorsunuz . O ortak yönünüz artık ne ise , o bir şehir , nesne , yada kişi olabilir . O ortak yönün konusu açılınca böyle acayip bir şekilde saçmalıyorsunuz , kızlar . İnsanların ortak yönleri olabilir , olabilir yani .

Benim kafam mı güzel yahu ? İçki de içmiyorum halbuki .

Kesin bu tütün kafa yaptı .

Ama arkadaşlar , tam açıklayamamış olabilirim . Yahu beni etkilemiyor ama ne bileyim yahu böyle yapmacıklığı sevmiyorum anasını satayım .

Siz farkında değil misiniz ? Bir yapmacıklık var bunların arasında , bunların arasında da değil . Erkeklere de yapmacık davranıyorlar .

Sanki sen hiç yapmacık değilsin he

Ya bir sus sende , olayı açıklıyorum . Kişiden mi bahsediyorum ?

Lan bu 15 yaş tartışması değil miydi ya .D hahahahhahahah

Dur bir dakika , kızlardan nefret etme yaşlarını atlatmış olmalıyım hahahahahahhah

Seviyorum sizi kızlar , ama bu yönlerinizi düzeltmeden sizlerle uzun bir ilişkiye çıkamam .

Haberiniz olsun ;)




Devamını Oku »

Karamsar olduğum zaman mı yazıyorum ?


Uzun zamandır yazı yazmıyorum .
İçimden gelmiyor , yoksa çok işim olduğundan değil .

Sanırım kendimi pek iyi hissetmediğim zaman yazıyorum . Belki de kendime gereksiz bir blok koyuyorum . Düzenli uğraştığım , yaparken huzurlu hissettiğim bir işin tadına varınca kendime saçma bir sebep bulmuş olabilirim .

???? Neden kendime bir sorun bulmaya çalışıyorum , hiç bir insan mükemmel değil fakat ben en vasat kişi olmaya çalışıyorum sanki . Ulan sorun morun yok ! İnsan yapmak istemediği zaman bir şeyi yapmaz . Bunun nedeni senin saçma sapan kişilik sorunların hakkında olduğunu nereden çıkarıyorsun ? Neden kendinde bir sorun aramaya çalışıyorsun her zaman .

Sıradan bir insan olabilirsin ! Kendini bu şekilde başkalarından mı soyutluyorsun yoksa ?

' Ben özel bir insanım ' demeye mi getiriyorsun olayları ?

Kesin bu anlattıklarımı gören bir kişi ergenlik problemi der .

Ki bence de ergenlik problemi .

Kişilik oturtma yaşları bunlar , kendinin üzerine çok fazla gitme . Yada git , farketmez .

Bu günlerde geçecek bir gün . Bunu sende biliyorsun .

Sıkıntı yaşadığın her durumun geçeceğini söylemiyorum sana . Yanlış anlama beni .

Sıkıntılar da yaşayacaksın , ama bu durum farklı bir şey . Bunlar geçecek , eminim .




Üsküdar meydandayım . Tam oturduğum yerden mihrimah sultan camii nin önündeki büyük ve şatafatlı çeşmeyi görüyorum . Yanımda bir ağaç var , yaprakları yemyeşil . Aralarında güneşin ışıkları süzülüyor . İnsanlar var heryerde ! Hepsi farklı bir dünya  . Hepsinin kendine ait bir dünyası var . Kendi yaşadıkları var . Dünyadan anladıkları , hayata bakışları . Çok şahane bir şey değil mi bu ?

 Ben sadece bir yerden bakıyorum hayata . Yanımda duran ağacın yapraklarına sadece yeşil olarak baktım demin değil mi ? Hayır , onlar öyle bakmıyor , o yapraklara . Kolundan tutuyorum bir bayanın , baksanıza hanımefendi , şu ağaçlara , çiçeklere , hepsinin renkleri ne kadar güzel .

Evet diyor , renkleri çok güzel .

Çiçeğin , yanına gidiyoruz . Otur diyor bana , oturuyorum .

Ve o zaman bana çiçekten ne gördüğünü anlatıyor .

Evet o bir bilim insanı !

Bana çiçeğin , biyolojik yapısını anlatıyor . Neden renkli olduğunu , yapraklarındaki , gövdesindeki damarları gösteriyor ,  işlevlerini anlatıyor .

Banada büyük ihtimalle ,  o gözle bakıyordur :)

Bırakıyorum , kadının kolunu . Sanki bırakmamı istemezmiş gibi bana bakıyor .

Ama hayır diyorum , benim farklı gözlerden bakmam gerek . Seni bırakmam lazım .

Gözlerini yavaşça kapatıyor , bu durumu onayladığını anlıyorum .

Yanağından bir öpücük alıyorum .

Neden alıyorum bilmiyorum .

Galiba o bitkiye baktığı gibi bana bakmasını istemediğim için .

Oradan ayrılıyorum .

Bu sefer deniz kenarına gidiyorum .

---------- Tamamlayamadım ama paylaşmak istiyorum





Devamını Oku »

2 Eylül 2016 Cuma

Tesadüf denen bir şey var mı ?


Bu hayatta tesadüf denen bir şey var mı ?

Şuan çok garip duygular içerisindeyim . Olayları nasıl yazacağımı bilemiyorum . Yazı örgüsününde doğru bir şekilde ilerleyeceğini sanmıyorum .

Ama bunu yazmam lazım .

Dün gece eniştemi dalaman havalimanından abimle birlikte aldık . Çok güzel bir araba yolculuğu yaşadık . Kaputaş plajında durduk . Gökyüzünü izledik , denizin sesini dinledik . Şahaneydi .

Yolda giderken abim ve enişteme palmiye cafede çalışan kızın hoşuma gittiğinden bahsettim . Gülüşünden , samimi olmasından ...

Eniştem ve abim , iyi ki onları tanıyorum .

Saat 4.30 ta beni eve bıraktılar .

Uyudum , 13.30 gibi kalktım . Yürüyüşümü yaptıktan sonra bizimkilerin yanına gittim .

 Canım yeğenimi sevdim . Bizimkilerle sohbet ettim .

O arada eniştemle o kızın hakkında sohbet ettik . Neden onunla tanışmak istediğimi , beni etkileyen taraflarından bahsettim . Beni samimiyetle dinledi .

Kafa adamdır eniştem .

Akşama doğru söz aldım . Palmiye cafeye gidip o kızı görecektik ve  ben o kızla tanışacaktım .

İlk başta enişteme etrafı dolaştırdım . Barlar sokağına gittik , meydanda dolaştık.

Sonra canımız sıkıldı . Kimsenin olmadığı bir yerde gökyüzünü izledik . Şarkı dinledik , bipolar kişiliklerimize seslendik :)

Tam eniştem eline sigarasını almış eliyle gökyüzünü gösterirken abim aradı . Cafe ye geldim neredesiniz diye sordu. Eniştem bana baktı gidelim mi diye sordu .Bende tabii dedim .

Gittik .

Elma nane nargile ve 3 çay söyledik . Çocuk notunu aldı , tam arkasını döndüğü anda o soru geldi .

'' Kız nerede ? ''

Arkadaşlar bu arada söyleyeyim . Biz ailecek bahsedeceğim türden insanlar değiliz . Bazı aileler vardır ki bu tür durumlar onlar için gayet normaldir . Bir kız mı var ? Hemen gider kızla konuşulur  , bir şeyler içmeye davet edilir , sonra olaylar genişler  .

Biz ailecek bu tür bir yapıda olmadığımızdan dolayı , bizim tanışma evrelerimiz çok yavaş sürer . İlk bir bakışılır , o güveni alırsın . Biraz etrafında dolaşırsın , birkaç tanıdığına veya arkadaşına söylersin. '' ya kanka/abi bir kız var , çok hoşlanıyorum ama yanına gidince heyecanlanıyoruum , ne yapayım biraz tavsiye ver '' gibi ' ara gazlar ' istenir . Sonunda da genellikle ( en azından benim için) gider konuşulur .

İşte o evrelerin son kısmını biz cafede o an yaşıyorduk . Benim olayım o an gidip onunla konuşmak olacaktı .

Ki kızın orada olmadığını gördüm . Yoktu !

Günlerden perşembeydi ve bu kız her gün o cafede bulunurken , günün en işlek saatlerinde ve hafta içi bir günde kız yoktu .

Baktım onlara , yok dedim .

Çok takılmadılar . Sonra tekrar geliriz dediler  .

4 saat orada oturduk . Sohbet ettik , batak oynadık . Sonra cafe yetkilisinin 'artık kapatıyoruz' uyarısından sonra cafeden ayrıldık .

Size olayı romantik bir hale getirmek için kız her zaman aklımdaydı , onu hiçbir zaman aklımdan çıkaramadım demeyeceğim . İlk başta biraz üzüldüm . Ama sonra sohbet , muhabbet derken aklımdan uçmuştu .

Neyse kafeden ayrıldıktan sonra bizimkiler dondurma aldılar , ben aç olduğum için dondurma yemedim .

 Dondurmalarını aldıktan sonra eve doğru geçtiler benim yolum farklı olduğundan vedalaştık .

Vedalaştıktan sonra bir dakika kadar ne yapacağımı düşündüm . Düşündüm .

Barlar sokağına girdim , eski havasında değildi . Eskiden tıklım tıklım olan yerde belki 70-80 kişi vardı . Bende sokaktaki havanın yerinde olmadığını gördükten sonra oradan ayrıldım .

Bir 10 dakika kadar yürüdüm . Sonra kafeye vardım . Kafedeki garsona 2 dakika boyunca ne istediğimi anlatmaya çalıştım, en sonunda bana yarım ekmek arası kaşarlı tostu ve çayı getirdi . Yaklaşık 10 dakikada yemeğimi yedim . Oradan lavaboya doğru gittim , 5 dakika sonra çıkarak . Marketten bir chesterfield markalı sigaramı aldım . Marketin yetkilisiyle konuşmamız ve sigarayı vermesi 30 saniye sürdü .

O arada babamın bana verdiği 150 tl nin hepsini nasıl harcadığımı düşündüm . Acaba eniştemle otururken mi düştü diye sordum kendime . Bunun üzerine karar verdim , barlar sokağında biraz etrafa baktıktan sonra eniştemle oturduğum yere gidecektim .

Bu kararı vermek 1 dakika sürdü .

Sola saptım .

Yürüdüm , biraz daha yürüdüm ve yol ayrımına geldim .

Ya sağa sapıp biraz şarkı dinleyecektim . Ya da 5 metre kadar önümde duran sandalyeye oturup kendimi dinleyecektim .

Kendimi dinlemeyi seçtim . Oturdum . Cafe de çalışan kızı düşündüm . Bugün orada olmamasına anlam veremedim . Çünkü saçmaydı .

Sadece önüme doğru donuk bir şekilde bakarken . Birden aklıma ne kadar tutarsız ve özensiz olduğum geldi . Belki de bir kişinin sabahtan akşama kadar çalışıp kazandığı parayı ben düşürmüş olabilirdim .

Ani bir şekilde kalktım .

Aslında daha fazla da oturabilirdim , çünkü kendimi dinlemek ve kendime konuşmak iyi gelmişti .

Neyse kalktım .

5 metre kadar yürüdüm .

Bardan çıkan bir grup gördüm .

Nedenini anlamadığım bir şekilde ilgimi çekti . Onları gözledim , adımlarımı biraz daha hızlandırdım.


Ve bir baktım ki bardan çıkan 1.84 boylarında , kolsuz tshirtle dolaşan bir genç , yanında duran kızın kalçasını elleyip sıkıyor .

Çok ilgilenmedim . Bu tür hareketler , kaş ta çok normaldi .

Biraz daha ilerledim .

Sonra kalçası ellenen kıza bakmak istedim .

Sağa doğru döndüm .

Ve  bir baktım ki benim hoşlandığım kız :)

İlerledim . Duygulanmadım , gözümden yaş bile gelmedi .

Ama aklımdan bir şey geçti .

Çok önemli bir şey . Allahım şimdi gözüm doldu :)

Tesadüf ! Tesadüf denen bir şey var mıydı gerçekten ?

 Benim yürüyüş hızım , tostu yerken yere düşen peçeteyi almam , tuvalete gitmem , o an parayı almaya değilde biraz geziyim oradan sonra giderim demem , o sandalyeye oturmam .

Ve hoşlandığım kızı o şekilde görmem  tesadüf müydü ?

Tesadüf olabilir miydi ?

Eğer o kızla konuşsaydım ve kabul etseydi ?

Bana neler yapabilirdi ? Benim hayatımı nasıl etkilerdi ? Zaten geçmişte yaşadığım , sıkıntılı olduğum bu konu , benim yaralarımı daha fazla deşseydi ?

Benim için neler olurdu ?

3 gün önce tanıştığım , elinde 50 lik rakı ile dolaşan kadın bana söylemişti aslında . Ya :)
Nasıl bir film bu ? Neler dönüyor ?


'' Etrafına bak dedi . Neredesin diye sordu . Neden buraya geldin , nerden çıktı şimdi birkaç delinin yanına oturmak ve onları dinlemek , bunlar sence tesadüf mü diye sordu bana . Hayattaki hiçbir olayın tesadüf olmadığını ve olayların özünü anlamam gerektiğinden bahsetti . ''    http://ayarlarbozuk.blogspot.com.tr/2016/08/farkl-seyler-yasyorum.html

Sanırım anlamaya başladım , çatlak kadın :)



















Devamını Oku »

30 Ağustos 2016 Salı

Farklı şeyler yaşıyorum


Çok farklı şeyler yaşıyorum . Şuana kadar deneyimlemediğim birçok şeyi yaşıyorum

Dayım , benim şu zamanlara kadar pek anlamlandıramadığım biriydi . Benimle derin konularda konuşurdu  . Anlamlı , anlamsız , tekrara düşen şeylerden bahsederdi .  Sesini duyardım ama dinlemezdim .

Bu aralar onun ve kendiminde değiştini hissediyorum .

 Artık anlattıklarını dinliyorum ve çoğu anlamlı geliyor .

Peki kendisi nasıl bir insan ?  Yıllar boyu , aşkın peşinden koşmuş . Sayamadığım kadar sevgilisi olmuş , evlenmiş , evlendiği için kendisinin kısıtlandığını hissetmiş , psikolojisi bozulmuş , kafayı yemiş , alkolik olmuş , ot içmiş , en sonunda kafayı kırmış , Kaş'a taşınmış .

Kaş'taki çoğu insan gibi kafayı kırmış bir insan .

Ama bu kafayı kırmış olan adam bana çok anlamlı şeylerden bahsetti .

Beni farklı kişilerle tanıştırdı .

Farklı kişiler !

Ofise 50 lik rakı ile giren bir kadın ! Kafasında rengarenk bir bez parçası . Voooyn diye girdi içeri , sanki 30 yıllık arkadaşlarmış gibi sarıldı dayıma . Sadece 3 aylık arkadaş olduklarını sonradan öğrendim . Hakikaten bu tür insanlar kafa dengi birini buldukları zaman hemen samimi olabiliyor . Samimi rolü yapmıyorlar ama . Rol yapsalar anlarım .

Kadın içeri girdiği zaman , sadece dayım ile ilgilendi . Benim ve karşı masadaki bayanın yüzüne bile bakmadı . Masadaki bayan , karşıdakinin çatlak olduğunu anlayıp hemen fıydı . Bende biraz oturduktan sonra canım sıkıldı . İnsan konuşmak istiyor , hep sizin muhabbetinizi dinleyecek değilim.

Çıktım bir sigara yaktım . We are the people şarkısını dinleyip o içimdeki gençlik ateşini yelledim .

Yaklaşık 15 dakika sonra tam içeri girecekken onlarında çıktıklarını gördüm . Kapıda karşılaştık ve dayım meydanda oturmaya gelir misin diye sordu . Gelirim dedim .

Yürüdük .

Nereden geliyorsunuz diye sordum , sırf konuşmak olsun diye .

İstanbuldan gelmişler.

Gittik meydana oturduk .

Kadın akşam vakti bikini ile dolaşıyordu , üstünde bir tül ile birlikte . Dayıma ,  buraya oturayım mı ? Altım çok kısa diye sordu . Neden sorduğunu anlamadım . Şaşırdım yani .

Neyse oturdu  , yanınada ben oturdum .

Benim çok sessiz durduğumu görünce , gereksiz bir soru sordu . Bende bu gereksiz sorusuna cevap verdim . Sonra onu incelemeye başladım .

Klasik bir alkol kafasında değildi . Belki genel olarak çok fazla içtiğinden alkol kafası ile normal kafayı harmanlamış olabilirdi .

Gözleri yerinde duramıyor , kolu bir dayıma birde karşısındaki adama gidip geliyordu .

En sonunda sordum , ' siz her zaman böyle misiniz ? '
Güldü . Nasıl yani diye sordu ? İçini dolduracak bir kelime bulamadım . Her zaman mutlu musunuz diye soramazdım çünkü gülmesi mutlu olduğu anlamına gelmiyordu . Ağzı ne kadar yana doğru oynasa da , gözlerinde bir buğunun olduğunu gördüm .

''Yani bu şekilde'' diye cevap verdim .
Genellikle dedi .
Sordum . Mutsuzluktan korktuğunuz için mi bu alkolü içiyorsunuz ?
İlk başta afalladı . Bunlar ne kadar ergence sorular , bende senin yaşında böyleydim diyerek olayı normalize etmeye çalıştı , dayıma bakarak güldü ama dayım ' ne var işte öğrenmeye çalışıyor ' diyerek arkamda durdu . Sağol dayı , haklısın .
Mutsuzken içmem , karaciğere daha fazla zararlı olur dedi . Üstünde durmadım .
Etrafına bak dedi . Neredesin diye sordu . Neden buraya geldin , nerden çıktı şimdi birkaç delinin yanına oturmak ve onları dinlemek , bunlar sence tesadüf mü diye sordu bana . Hayattaki hiçbir olayın tesadüf olmadığını ve olayların özünü anlamam gerektiğinden bahsetti .

Mantıklıydı .

Düşündüm .
 2 saat önce , ofisin önünde oturup güzel kızlarla kesişirken , nereden çıktı şimdi bu deliler diye sordum kendime .

Baktı bana .
Bende gözlerimi onun gözlerine diktim . Sanki ona sahip olmak istermiş gibi baktım gözlerine . Bu benim bir etkileme taktiğim , gözlerimin güzel olduğunu birçok kızdan duyduğum için gözlerimi karşıdakini etkilemek için kullanırım .

Çok umursamadı, zaten bu tür bir şeyden etkilenecek hali de yoktu . Gözünü karşıdaki gitar çalan çocuklara çevirdi .

Geleceği umursamıyorum dedi . Anı yaşıyorum . Alkol etkisinde kalan bir insanın hareketlerini canlandırdı orta ve işaret parmağını arasına sigarasıyla kolunu ani hareketlerle bir orayı bir burayı gösterdi . İşte hayat bunlar dedi , şuan ne hissetiğim , benim hayatım .

Gelecek ve geçmiş işte şuan diye bahsetti .

Birkaç kitap önerisi verdi . 2 dakikada bir , kitaplardan alıntı yapıyordu .

 Kendine çok güveniyorsun  , belkide gittiğin yoldan bu kadar emin olmanın ve sorgulamamanın nedeni budur  dedikten sonra bana sanki bir brahmanmışım gibi baktı . Haklı olabilirsin , bunu bana daha önce kimse söylemedi dedi .

Birkaç duble daha rakı içtiler .

Sonra ayağa kalktık .

Sarıldım ona , teni çok sıcaktı ve bu sıcaklık hoşuma gitti . İçkiden olabilir diye düşündüm . Yada o an düşünmedim ,  tam hatırlayamıyorum .

'' Şunlara baksana ne güzel şarkı söylüyorlar , şurda ağaçlar var bak , şurda sevişen çiftler , şurda buzlu badem satmaya çalışan biri ... İşte benim hayattan anladığım bu . ''






Devamını Oku »

29 Ağustos 2016 Pazartesi

Tatil yazısının devamı


http://ayarlarbozuk.blogspot.com.tr/2016/08/tatil.html 

Kaldığım yerden devam edeceğim .

 O kalan 1.5 km lik yolu yürüdüm . Aslında tam 1.5 km değilmiş , 1 km civarı . 

Güzel bir plaj , doğal . 

Şezlonglardan birine uzandım . Bir çocuk geldi , abi şezlonglar 5 lira dedi . Bende ceplerimi karıştırdım ama şans o ki yanıma para almamışım . Tamam abi sorun değil dedi ama benim içim rahat etmedi . Gittim çimenlerin oraya yattım . Şarkı dinledim , etrafa baktım . Yaptığım bu yürüyüşün benim için ne kadar yararlı olduğunu düşündüm . Çok yararlı olmuştu . Kendimi dinç hissediyordum ve düşüncelerim pozitifleşmişti . 

Gerekirse güneşin doğuşuyla beraber kalkıp dolaşmak , müzik dinlemek çok güzel geliyor .
Hem de yanınızda anlaşabildiğiniz biri olursa tadından yenmez . 
Benim için en azından . 

2 saat kadar orada takıldıktan sonra merkeze yürüdüm . 
Palmiye Cafe de maç vardı , oraya gittim . Aslında maç için orada değildim . Hoşlandığım kızı görmek için gitmiştim . 

Gördüm . 

Maç bitti . Oradan ayrıldım ve dayımın ofisine gittim . Dayımın ofisine gittiğimde ofisin sahibi ve onun yiğeni ile tanıştım . Beni daha çok yiğeni ilgilendirdiği için , onun hakkında bilgi vereceğim . Kendisi Viyanada uluslarası ticaret hukuku okuyormuş , anladığım kadarıyla zeki biri . Zeki olduğunun kendiside farkında . Farklı bir özgüveni var . Ve çekiciliği . Güzel bir kadındı . 

Üniversite hakkında konu açılınca bana bazı tavsiyelerde bulundu .

Her şeyin üniversite ile kalmadığını , diplomanın sadece belli bir yere kadar eşlik edeceğini , kendimin bu hayatta ' iki ayak üstünde ' durmamın gereğinden bahsetti . İçini siz doldurun artık bunları teker teker yazamayacağım . Gittiğim üniversitedeki tikican çocuklar olacağını ve bunların yaşam tarzlarından bahsetti . 

Kendisi biraz sosyetik bir kadındı ve bu sözleri onun ağzından duymak bana farklı geldi . 

Farklı gelmesinin nedeni , kafamdaki insan tipleri kategorisine zıt gelmesiydi . 

Onun yerini ilk konuşmasında belirlemiştim . 

Daha fazla konuşmasına izin vermemeliydim , kafamı karıştırdı :)






Bu fotoğrafta , tel örgülerden başka bir engel var . O engel keşke konuşarak halledilebilse . 
Devamını Oku »

27 Ağustos 2016 Cumartesi

Tatil



Saat 15.00 gibi uyandım . 15.30 gibi kalktım .
30 dakikalık bölümde ne kadar fazla uyuduğumu düşündüm ,  canım sıkıldı . Evet gerçekten canım sıkıldı.
Saçma bir şekilde kalktıktan sonra gittim elimi yüzümü yıkadım .
Sigara içtim .
Sonra çantamı hazırladım .  Bilgisayarımı ve birkaç kitap koyduktan sonra dışarı çıktım .
Aslında ilk amacım , cafe de tanıştığım kızla konuşmaktı . Ama konuşamadım .
Hakikaten hoşlandığım kızlarla ilk başta konuşmakta neden zorlanıyorum ?
Halbuki geçen akşam bana ilgi gösterdiğini farketmiştim .
Utanıyorum galiba . Yada geçmişe bağlı birtakım korkulardan ötürü . Sanki benim peşimi hiç bırakmayacak , beni rahatsız edecek gibime geliyor .
Kendimi bradd pitt kıvamında gördüğüm için değil . Geçmişte yaşadığım bir olaydan ötürü .
Ama üzerine gitmeliyim sanırım . Üzerine gidince çözülür böyle şeyler . Genelde öyle oluyor yani .

Bu yaşta bu tür konulara eğilim çok fazla oluyor . Şuraya baksana sanki bu konuyu anlatmak için yazıyı yazıyorum . Aklımda bu soru var ama olayım bu değil .

Cafeden ayrıldıktan sonra 5 km yürüdüm . Sonra yolun kenarına bir baktım ki . Parke taşlarını üst üste koymuşlar , güneşi de engelliyor . Tam dinlenmelik yer . Oturdum , biraz etrafa baktım , şarkı dinledim . Sonra  bari bir şeyler yazayım , rahatlarım dedim .

Galiba bir 1,5 km daha yürüyeceğim . Görmek istediğim bir yer var .

Haydi görüşürüz !




Devamını Oku »

26 Ağustos 2016 Cuma

Karşılık beklemeden yapıyorum



Karşılık beklemeden yazıyorum
Karşılık beklemeden seviyorum
Karşılık beklemeden iyilik yapıyorum

' Kardeşim ben yaptığım şeylerden karşılık beklemem , içimden gelir yaparım '


Bu hayatta kendimi bildiğim zamandan beri kaç sene geçmiştir , işte o zamandan beri bu tür şeyler söyleyen insanlara hep soğuk davranmışımdır . Samimi değil çünkü . Hepsi büyük bir yalan .

Çünkü insan bu hayatta karşılık beklemeden bir şey yapmaz, yapamaz !

Şöyle bir soru sorabilirsiniz : Sevgisine karşılık bulamayan kişi , neden hala sevmeye devam eder ?
                              Bkz : Karen horney / çağımızın nevrotik kişiliği / Psikolojik olarak açıklar
                                       Schopenhauer aşka ve kadınlara dair / Fiziksel olarak açıklar

   Cinsel dürtüler , insanın düşünerek değiştirebileceği veya yok edeceği şeyler değildir . Cinsel dürtüleri şöyle açıklıyorum .

 Karşınızda bir engelli var . Doğum yaparken , kordonu boğazına dolanmış ve 5 saniyelik bir olayda beyine oksijen gitmeyerek akli yetilerini kaybetmiş biri var .

Veyahut bebekliğinde havale geçirerek , engelli olmuş biri .

Bu insanların ortak noktası akli dengesini yitirmiş olmaları . Yani siz karşılarına geçip geçen partide neler yaptığınızı açıklamanız , onda hiçbir fikir oluşturmayacaktır .

Siz bir şey anlatırken ,  o kişide fikir oluşturmasını bekleme durumu , sizin kendi cinsel dürtülerinizi değiştirmeye çalışmak kadar saçma olacaktır .

Dolayısıyla sevgisine karşılık bulamayanın hala sevdiğinin peşinden koşmasının nedeni , psikolojik ve fizyolojiktir . Dolayısıyla , siz onu severken bir karşılık beklememeniz , sizin kararınız değildir . Vücudunuzun kararıdır .

Çok mu uzattım arkadaşlar ? Evet kesinlikle çok uzattım .

  Aslında bir tez ve antitez benim yazımı tamamlamaya yeter .

Bu arada sesimi duyan kişi , düşüncelerini benimle paylaşırsan , çok mutlu olurum :)






Devamını Oku »